Abidin Uyar Yazdı; “Gelenek-modernlik-demokrasi ve oklokrasi…”

12.09.2026
18
A+
A-
Toplumlar bir anda pat diye bu günkü duruma gelmedi .
Kutsal metinlere bakarsanız Ademin cennetten kovulmasından sonra bir anda yeryüzü bu günkü insanla buluştu.
Fakat kutsal metinlerin bu şekilde yorumlanması bir çok soruyu da beraberinde getiriyor .
İnsan denen varlık ise kitapta durduğu gibi durmuyor .
Aklına çok soru takılıyor .
Ve bu soruları sormaktan korkuyor.
Neyse bu bambaşka bir konu…
Bu günkü  insan türüne Homo sapiens (modern insan) denmekte.
Bu süreci çözmek ve insan türlerini açıklamak için bir çok disiplinler ortaya çıkmış .
Antropoloji ve alt dalları olan;
 ·  Biyolojik (Fiziksel) Antropoloji: İnsan türünün evrimini, genetik farklılıklarını ve biyolojik özelliklerini inceleyen,
·  Paleoantropoloji: Fosil kalıntıları kullanarak ilk insan türlerini ve evrim süreçlerini araştıran…
·  Sosyal ve Kültürel Antropoloji: İnsan topluluklarının kültürlerini, yaşam tarzlarını ve toplumsal yapılarını inceleyen.
·  Arkeoloji: Geçmişteki insan topluluklarının bıraktığı maddi kalıntıları inceleyen
·  Dilbilimsel Antropoloji: Dillerin gelişimini ve toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini araştıran bilimsel disiplinler .
 
Toplumlar ;
 
1-Avcı ve toplayıcı toplumlar .
2-Çoban /Tarım toplumu …
3-Köleci toplum
4-Feodal toplum 
5-Sanayi toplumu
6-Bilgi Toplumu /Modern toplum.
Ve şu an biz modern toplum dönemini yaşamaktayız .
Peki biz modern toplum olabildik mi?
 
Yoksa modernleştirilmiş toplumuyuz?
Bizim politika yapıcımız, seçmenimiz, bürokrasi sınıfımız(tüm bürokrasi) modern bir sınıf olabildi mi?
İşte asıl konu bu .
Örneğin; bizim binalarımız modern midir ?
 
Cadde ve sokaklarımız yeraltı yapılarımız modern midir?
 
Bizde şehircilik ve planlamacılık modern bir disiplin midir ?
 
Kanun koyucumuz modern kanunlar koydu mu ?
 
 Gemlik modern bir ilçe midir?
 Biz modernliği tüketim tercihlerinin değiştiğinde gerçekleşir zannediyoruz .
Bir rolekx  saat, rayban gözlük çok lüks araba ve villada oturmayı modernlik zannediyoruz .
Ve işin en kötü yanı modernliği geleneği yok ederek var edeceğimizi zannediyoruz .
 
Oysa modernlik ile gelenek arasında bir ilişki söz konusu .
 
Modern toplumlar değişirken geleneğini de devam ettiriyorlar .
Gelenek ile gelenekçilik aynı şey değildir.
Bizdeki muhafazakârlar gelenekçidir .
 “Gelenek, ölmüşlerin yaşayan ruhudur; gelenekçilik ise yaşayanların ölmüş ruhu.” diyor Abdulvâhid el-Vekîl.
 
Bizim de zenginimiz var .
 Fakat hiçbir zaman bu zenginlik burjuva sınıfını oluşturmadı .
Ha!Bizdeki üniversite sayısına ve oradan mezun olup gözde mesleklere  sahip olanlara aldanmayın .
Her tarafa üniversite açıldı .
Yeter ki paran olsun .
Zengin için üniversite bitirmek hiç sorun değil .
Bunlardan hiçbir zaman burjuva sınıfı oluşmaz .
Sadece tüketim tercihleri değişmiştir.
Herkesin bindiği arabaya binmezler. Artık mahalleri de değişmiştir .
Siyasi parti kademelerinde bunlar bulunur .
Zenginlikleri sebebi ile söz sahibidirler…
Güçlüdürler .
 
Yargı bürokrasisi dahil  bürokrasi sınıfının her kademesi ile  sarmaş dolaştır.
 
Böylelikle siyasi partiler ,futbol kulüpleri,önemli dernek başkanları bu insanlardan oluşur.
 
Özelikle parti kademeleri ve iktidar partilerindeki zenginler ahlak  normları ile model davranışları, tevazuları, mütevazilikleri ile değil  sırf zenginlikleri ile tercih edilir .İşte bu bir tür plütokrasidir…
 
Plütokrasi ; yönetim gücünün maddi açıdan üstün olan zenginlerin elinde bulunduğu, diğer adıyla varsıl erki olarak bilinen oligarşik bir yönetim biçimidir.
Burjuva sınıfı kent soyludur .
Yani şehirlidir .
O devlet eli ile zenginleşmemiş sınıftır.
Şehirde oturmak başka, şehirli olmak başkadır .
 Gemlik
Modernleşti mi?
 
Yeni çarşı yıkıldı AVM yapıldı ve Gemlik modern bir ilçemi oldu?   
 
Deniz dolduruldu ,onlarca kez imar planlarında değişikler yapıldı.Hem de 1999 depreminden sonra bilim adamlarının tüm ikazlarına rağmen Manastır tanınmaz halde .
Peki bunlar neden yapıldı ?
Gemliyi sevdikleri için ve modern bir ilçe özlemi ile mi yaptılar…
 
 
Yerleşik düzene geçmiş kaç Gemlikli var bilmiyorum .
 
Kaç mezarınız var Gemlik’te ?
 
Örneğin yıktırılan  Gemlik merkez caminin avlusundan kaç cenazeniz kalktı?
Benim ;babam, ananem, dedem, abim, eşim ve onlarca akrabamın  cenazesi bu camiden kalktı .
 
Bu cami nerede şimdi?
Benim anılarım nerede?
Hafızamı kim resetledi ?
 
MEKANLAR TARİHSEL HAFIZANIN YAŞATILDIĞI YERLERDİR…
 
 Benim mezun olduğun ilk okul (Şehit Cemal ) nerede?
 
Benim mezun olduğum Gemlik lisesi nerede ?
 
Manastır da rahmetli babam ve benim denize girdiğim o sahil karpuz soğuttuğumuz dev çınarlar ve tabi su kaynakları nerede ?
 
Ağlayan kaya nerede?
   
Yeni çarşı nerede ?
 
Gemliklinin (kast ettiğim yaşı 60-70 olan ve yerleşik düzene geçmiş en az dört nesil mezarı olan insanı kast ediyorum ) 40 yıl öncesine ait  çocukluk anısı olarak torununa oğluna gösterebileceği hiçbir mekan yok .
 
Doğma büyüme Gemlikli olup yaşı 60 üzerinde olan tüm Gemliklinin hafızasındaki anılarını gösterebileceği mekanlardan bahsediyorum…
Hepsi yok edildi…
 
   
Ne adına ?
 
Modernlik adına .
 
Oysa modernlik eski ve yeninin aynı çağda yaşamasıdır .Onların ikisi de çağdaştır. Aynı çağda yaşayandır.
 
Ahşap evin yanındaki betonarme bina ahşap eve göre moderndir. Yoksa tek başına bir betonarme bina çağdaş ve modern olmaz .
Modern olan gelenekle beraber yaşamalıdır ki  açığa çıksın .
Onun için Prof. Besim Dellaloğlu batıda bir cafeye gittiğinizde 80 yıllık koltukları görebilirsiniz diyor.
Hiçbiri bu ahşap doğramayı söküp pimapen yapayım daha modern olur dememiş .
Mesela İngiltere  de seçimler ve sandık vardır.
Kral ve kraliçe bir geleneğin temsilcisidir .
 
Her seçimden sonra hükümeti kurma görevini keyfi olarak veremezler bir geleneğe ve teamüle göre verirler .
 
Dışarıdan bakıldığında İngiltere Krallık monarşisi …
Hala bu yüzyılda Kral ve kraliçesi olan çok gelişmiş bir ülke .
Fakat ;
  Kral, ülkenin resmi devlet başkanıdır ancak yetkileri büyük ölçüde sembolik ve törenseldir.
  Siyasi Gücü Yoktur: Ülkeyi halkın seçtiği parlamento ve başbakan yönetir. Kral siyasi olarak tarafsız kalır.
 
Türkiye Cumhuriyeti ise  demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
 (Bu nitelik, anayasamızın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan 3. maddesi (ve bu nitelikleri tanımlayan 2. maddesi) ile güvence altına alınmıştır.)
Gerçekten anayasamız bu güvenceyi sağlayabildi mi?
 Modern bir ülke olabildik mi?
İsmet Berkan şöyle diyor;
“son örneği  dün yaşandı: Ardı ardına gelen onlarca transfer ve olayın ardından Ak Parti sonunda İstanbul’da seçimi kaybettiği Üsküdar’a da bir mensubunu belediye başkanı yaparak “kazandı.”
 
İngiltere de Almanya da, Hollanda özetle gelişmiş modern ülkelerde da bu tip  oyunlar olur mu?
 
ÜTOPYAMIZ ÇOK GÜZELDİ …
 Bizlerin  bu ülke için  çok güzel  ütopyaları vardı .
Güzel günler, hukukun üstülüğü, kıyıların yağmalanmadığı, imar rantının asla olmadığı  eski ile  yeninin aynı çağda yaşadığı  modern bir  ülke  ve GEMLİK   hayal ederdik
Ancak bizim ütopyamız hiç gerçekleşmedi;
Gerçekleşen ve hiç değişmeyecek olan DİSTOPİK DÜZENDİ .
 
, Distopya  “kötü yer” demektir. Özgürlüklerin kısıtlandığı, baskıcı, adil olmayan ve korkutucu bir toplum düzenini anlatır. Ütopyanın (kusursuz toplum hayali) tam zıttı veya anti-tezi olarak kabul edilir.
Nasılsa demokrasimiz yok ama dindarımız, milliyetçimiz, muhafazakarımız bol.
Bizler OKLOKRASİ ile de yaşayabiliriz .
Nedir OKLOKRASİ?
 
Bilgisi ve yetkinliği olmayan kalabalıkların veya bir güruhun baskısıyla oluşan, demokrasinin yozlaşmış ve kuralsız bir halini ifade eden aşağılayıcı bir yönetim biçimidir.
 
 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.