Abidin Uyar Yazdı; “Maskeli hırsız ile kravatlı hırsız arasındaki fark…”
Yazıma başlamadan evvel İstanbul da ki sel felaketinden bahsetmek isterim.
Sel de tıpkı deprem gibi doğal afettir.
Ama tahribatın sebebi tamamen çarpık kentleşme, imar rantının politika yapıcısı ,bürokrasi sınıfının yardım ve yataklığı, aç gözlü iş adamı ve arsa sahibinin kâr maksimizasyonunu artırmak için yaptığı hilenin sonucudur…
Bu İmar rantıdır.
Buna yasal soygun diyoruz.
Bu yasal soygun politika yapıcısı, bürokrasi sınıfının yardım ve yataklığı olmadan gerçekleşmez.
Tıpkı borsa manipülasyonu gibi …
Yani Belediye başkanı, meclisi, imar komisyon üyeleri ve bürokrasi sınıfı olmadan imar rantı asla gerçekleşmez.
Yıllardır yazıyorum.
Özelikle Gemlik ile alakalı davetiye çıkartılan felaketin geleceği günü korku ile bekliyorum .
KAMU TERCİH teorisi cahil politikacıya işte bunu anlatıyor.
İmar rantı yasal soygundur.
Plan değiştirirsin her şeyi kitabına uydurursun .
Deprem yönetmeliği kaç kez değişti biliyor musunuz ?
Bunu kokoreççi Rüstem yapmadı.
1999 depreminden sonra bilim adamları Gemlik için artık topraktan para kazanmayı bırakın dedi .
Peki sonra ne oldu?
Gemlik özelikle manastır denilen mevki mahvedildi …
Rant kötü değildir.
Kötü olan alçaklık ve vatana ihanet RANT KOLLAMADIR.
Rant kollamanın diğer adı suni ranttır.
Rant kollamada süreci politika yapıcısı belirler ve gerçekleştirir.
Ve bu suçtur.
Bakın bizim Gemlik belediyesi ve Bursa büyük şehir ilen olan davamıza
T.C.
D A N I S T A Y
ALTINCI DAIRE
Esas No : 2024/8055
Karar No : 2026/15
Ama hiçbirini yargılatamadık…
İmar rantının partisi, partilisi yoktur.
Çıkar ilişkilerinde kimin eli kimin cebindedir bilinmez .
Bir bakarsınız imar rantına bulaşan( A) partisinden iş adamı imar komisyon üyesi oluvermiş, ona akıl veren harita mühendisi (B) partisinden den olabilir. Avukatlığını C partisinden başka biri olabilir. Ama bu partiler siyaseten birbiri ile kavgalı gibi gözükür.
Ancak çıkar ilişkisinde hedef birdir.
O iş ayrı bu iş ayrıdır .
Nasıl olurda bir belediye meclis kıyı kenar çizgisi(binanın denize yaklaşma mesafesi) değiştirebilir?
Bir belediye meclisinin kanunen buna hakkı var mıdır?
Ama gelin görün ki bu belediye BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN yetkisini kullandı…
Danıştay kararına rağmen belediye mahkeme kararına uymuyor.
Frederic Bastiat: Hukukun Yozlaşması
“Hukukun yozlaşması ile birlikte devletin güvenlik fonksiyonu da bozulma sürecine girer, hukuk, kendi asli amacının tam aksi bir istikamete yöneltilerek her türlü hırs ve açgözlülüğün silahı haline dönüştürülür. Sonunda, suçu denetim altına alarak azaltması beklenen hukukun kendisi, cezalandırılması gereken kötülüklerin kaynağı haline gelir (Bastiat 2010: 78).
Dergi Park… 440385
AVAMIN YALANI İLE SULTANIN/KRALIN YALANI BİR DEĞİLDİR.
-Yalan söyleyen yalancıdır evladım…
-Peki sultanın ve kralın söylediği yalan onu niçin yalancı yapmıyor? …
-Adaletsizlik kötüdür evladım. Yapan lanetle anılır.
-Peki sultanın ve kralın yaptığı adaletsizlik neden kötü olmuyor ve onlar lanetlenmiyor?
-Cinayet kötüdür evladım, işleyen katildir .
-Peki sultan ve kral cinayet işlediğinde o neden katil olmuyor ?
-Kamu kaynaklarını kendi çıkarı için kullananın kıldığı namaz boşunadır evladım .
-Peki kamu kaynakları ile şatafatlı yaşayan sultanın kıldığı namazlar neden itibarlı oluyor ?
-Bir dindar kötülüğe sesiz kalırsa ona ortak olmuş olur. Asla Müslüman kalamaz evladım .
-Peki kötülüğü oyları ile destekleyen dindar nasıl oluyor da Müslüman kalıyor ?
***
Öyle bir yalan düşünelim ki ülke rahatlıkla soyulsun…
Muktedir ötekini kafir, hain, terörist ilan etsin …
Toplum bir birine düşman edilsin…
Kamplara bölünsün.
Ülke bir grubun veya ailenin çıkarları için uçuruma gitsin …
İyi niyetli insanlar paraları ile taptıkları liderin davasına destek çıksınlar…
Lider ölünce bu paralar liderin yabancı bankadaki hesabında çıksın…
Ve miras için varisler kavga etsin.(*1)-(**2)
* (1)”partiye ait miras serveti” siyasi faaliyetleri ve kapatılan partileri adına toplanan ancak dönemin hukuki/siyasi şartları gereği güvence amacıyla “mutemet” (emanetçi) olarak bilinen kişilerin ya da aile üyelerinin üzerine kaydedilen varlıkları ifade etmektedir.
**.(2) x yılında İngiltere’deki (veya Deutsche Bank Londra şubesindeki) gizli döviz hesapları miras davası ve yargı süreçleriyle ortaya çıkan bu büyüklükte bir servet veya yabancı hesaplar siyasetçinin zorunlu mal beyanına konu edilmeyip bu inanılmaz servet kamuoyunda uzun süre tartışılmıştır.
Cellatlar mağdur, mağdurlar örgüt başı ilan edilsin…
Hepsi hapse tıkılsın.
Tarih boyunca öyle soylu yalanlar söylendi ki, rakiplerini siyaseten katlettiler .
Kimi ömür boyu hapis cezası aldı…
Kimi casus kimi örgüt üyesi ilan edildi.
Ve Krallar, sultanlar zalimler böylelikle tahtlarını korudu.
Kanun koyucular sultanlar ve krallar için hukuk icat ettiler…
Kral ve sultan korkutmalı dediler…
“Korkutuyor olmak seviliyor olmaktan daha evladır”( Niccolò Machiavelli)
dediler…
Fikirleri ile krallara ve sultanlara akıl verdiler(Niccolò Machiavelli/Prens
Krallar ve sultanlar halkı daha da çok korkuttu…
Ve çoğu zaman bu yalanlar, öyle bir ustalıkla söylendi ki, insanlar onları gerçek sanmakla kalmadı; hem uğruna ölmeye gitti hem de öldürmeye…
Prof Ömer Çaha’nın dediği gibi kurban kültür doğdu .
Zalim bir hükümdarın ağzından çıkan kötülükler çok itibar gördü.
Propagandacı (kralın ve sultanın emrindeki basın)soylu yalanları topluma yaydı.
Çünkü zalim iktidarlar yalanlarını yayması için yandaş propagandacıyı için kamunun parası ile besledi.
Ve her seferinde aynı şey oldu.
İnsanlar o yalanları gerçek sandı.
Tarih boyunca yalan, sadece saklanan bir ayıp değildi
Bazen bir strateji, bazen bir inanç, bazen bir kurtuluş.
Hatta bazen de, hakikatin kendisinden bile daha değerli sayıldı.
En tehlikeli yalan içine doğru karıştırılmış yalandır Prof.Acar Baltaş
SOYLU YALAN …
Dergi park.org.tr 481193
Yalan bir kimse ya da topluluğun başka bir kimse ya da topluluğa, hakikat değeri taşımadığının farkında olduğu halde, aktardığı bilgiyi nitelemek için kullanılan bir sözcüktür.
Yanılsamadan farklı olarak, yalanın hakikat değeri taşımadığı bilinir; hatta yalan tam da hakikat değeri bulunmadığı için söylenir. Yalan başka birine aktarıldığında, hakikat değeri varmış gibi anlatılarak, karşıdaki kimsenin bilgi nesnesine dair yanılması sağlanır.
Örneğin “hiçbir koşulda yalan söylenmemeli” ilkesine karşı “yalan söyleyenin yararı söz konusu ise yalan söylenebilir”, “yalan söylenen kişinin yararı söz konusu ise yalan söylenebilir” gibi ilkeler, söz konusu tartışmaların başlıca konularını oluştururlar. Her koşulda, yalan söyleyen kişi yalanı söylediği kişiye karşı bir açıklama ihtiyacı duymaktadır.
BİR SOYGUN HİKAYESİ;
(Bildik bir hikaye )
Amerika’nın New York şehrinde bir soygun sırasında hırsız banka içindeki çalışanlara bağırdı: Kıpırdamayın! para devletin, hayatınız da sizindir. Yani herkes sessizce uzansın..
Hırsızlar çalmayı bitirince üniversite mezunu olan en genç hırsız, ilkokul mezunu en yaşlı olan hırsıza dedi ki: Patron kaç para aldık sayalım. Liderleri olan yaşlı hırsız bozuldu ve ona dedi ki: Aptal mısın? Bu çok para ve saymamız uzun sürer, bu gece ne kadar para çaldığımızı haberlerden öğreneceğiz!
Hırsızlar bankadan çıktıktan sonra banka müdürü, şube müdürüne: Polisi çabuk ara! Şube müdürü ona dedi ki: Bekle 10 milyon dolar alıp kendimize saklayalım daha önce zimmetimize geçirdiğimiz 70 milyon doları da ekleyelim.
Banka müdürü dedi ki: yani her ay soygun olsa çok iyi olur…
Ertesi gün haber ajansları bankadan 100 milyon dolar çalındığını bildirdi! Hırsızlar parayı tekrar tekrar saydılar.
Her seferinde miktar 20 milyon dolardı.
Hırsızlar çok sinirlendi. 20 milyon dolar için hayatlarını riske attılar. Banka müdürü suya sabuna dokunmadan 80 milyon dolar aldı.
Maskeli hırsız ile kravatlı hırsız arasındaki fark bilgiydi.
Banka müdürü milyoner olduğu için gülümsüyordu.
Borsadaki tüm kayıplarını bu soygunla telafi etmişti.”
YASAL SOYGUN AVAMIN İŞİ DEĞİLDİR…
“Soygunculuk bir yaşam biçimi haline gelirse, insanlar soygunculuğu onaylayan ve yücelten yeni bir adalet sistemi yaratır.” Claude Frederic Bastiat
SONUÇ YERİNE :
Psikologların gerçeğin illüzyon efekti olarak adlandırdıkları şey budur ve temel sebebi insanın kendisine aşina gelen şeyleri sevmesidir.
Tekrarlanan yalan bilgi gerçeğe dönüşür” sözü çoğunlukla Nazi propaganda bakanı Jospeh Goebbels’e atfedilir ve propagandanın temel kuralı olarak bilinir.
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum