Abidin Uyar Yazdı; “Allah insanı vererek de alarak da imtihan eder”
Bu söz bana ait değil …
Yazar Akif Beki’nin yazısından alınan bir bölüm dür…
Malum fon olayı sadece küpün dışına sızmış minnacık bir olay .
İhaleler , birçok yerden alınan maaşlar ,dönen dolaplar ve ortaya saçılan paralar dudak uçurtuyor .
Akif Beki son yazılarından birinde ; Milletin hem parasını hem duasını alanların rol modelleri – Akif Beki
Şöyle diyor …
“Allah insanı vererek de alarak da imtihan eder. Ben vererek imtihan ettiği kullarındanım’’ diyen eski AK Parti milletvekilinin nasıl bir imtihan verdiğini biliyoruz”, diyor ..
Taşkesenlioğlu’ nun boşanma sürecinde konuşulan paralar, dudak uçuklatmıştı.
Derenin suyu nereden akıyordu? Açıklansa, açıklanabilse muhtemel ki buraya gelmezdi işler.
Öbür yol seçildi; lekelenmeme hakkı adına haberlere erişim, yargı kararıyla engellendi.
***
Dindar ve muhafazakâr camianın yüz akı Yazar Ahmet Taşgetiren’ de ;
Şöyle diyor .
“ Bakıyorum, birçok insan, “muhafazakâr” olarak tanınan birilerinin yapıp ettiklerinden yola çıkarak “Bu adamda Allah korkusu yok mu? Bu adam ahirete inanmıyor mu?” diye soruyor.
Adaletsizliklere bakıyor, haram yemelere, kul hakkına riayet etmemelere bakıyor, fütursuzca çalıp – çırpmalara bakıyor ve soruyor: Bu adamlar mı cennete girecek?
Kim bilir belki de bu adamlar kendilerine sormalı: “Ben bu hayatı Allah’ın huzurunda savunabilir miyim?” Eğer o duyarlılık kaldıysa, süreçler içinde zihnin taa derinliklerinde bir yerlerde kaybolmadıysa…
Haram parayla cami yaptırılmaz ya da cami yaptırmak haram paranın hayat kitabında oluşturduğu karaları beyaza çevirmez. İnsanları soyarak gidilen özel uçaklı umreler de keskin dualı hocalara rağmen, “Amel defteri” ni temize çıkarmaz.”
***
Din bireyin kültürel terkibini oluşturan en önemli faktör .
Fakat din dediğimde hemen İslam dini anlaşılabilir .
Hayır! Her dini kast ediyorum .
Ancak çözümlemem tabi ki ağırlıklı olarak içinde bulunduğumuz toplumun inanç sistemi olarak Müslümanlık .
***
Çözümleme:
Klasik tanımı bir bütünü, karmaşık bir konuyu, yapıyı veya nesneyi daha iyi anlamak amacıyla en yalın bileşenlerine, parçalarına veya öğelerine ayırma işlemidir.
Evet iman ettim demek çok kolay.
Donuk, kalıplaşmış cümleleri ağzınızdan çıkartıyorsunuz .
Aslında bu iman değil itikat .
Gerçekten iman ettim diyen insan nasıl bir Tanrıya inanıyor?
Eğer gerçekten Tanrıya inanıyorsa ör; bir Müslüman için İslam’ın kutsal kitabı(hitabı/sözü)Kuran ne ifade ediyor?
En basit ve yalın şekliyle iman ettim diyen adama imanı kötü işler yaptırmaması gerekir .
Ancak bu iman ya bir ideolojiye dönüşmüş ise?
Ya kişinin imanı o fıkıh Allamesinin dediği gibi “iktidara zarar verecek doğruları söylemek caiz değildir” fetvasını da onaylıyor ise …
Ve de iman ettiğini iddia eden insanın elindeki “din” hiçbir düşünsel yolculuğa çıkmadan DOGMA haline gelmiş ise …
DOGMA: doğruluğu sınanmadan, araştırılmadan ve eleştirilmeden mutlak gerçek kabul edilen, bir otorite veya inanç sistemi tarafından dayatılan düşünce, kural veya öğretidir
- Eleştirilemezlik: Sorgulanamaz; mantık süzgecinden geçirilmesi ya da aksinin iddia edilmesi kabul edilmez.
- Değişmezlik: Zamana, koşullara veya yeni bilimsel/mantıksal verilere göre esnemez veya güncellenmez.
- Otorite Kaynaklı: Genellikle dini kurumlar, siyasi rejimler veya katı ideolojiler gibi dış ve baskın bir otorite tarafından konulur.
***
Ben bu işlerden hiç anlamam lakin tabi ki anlayan arkadaşlarım var .Onlar hasta partili, siyaseti çok iyi biliyorlar .
Gerçi hiçbirine muhabbet beslemiyorum.
Onlarda beni sevmezler …
Ama gene de işin ehli bu arkadaşlar.
Haklarını teslim etmem gerek.
Kimisi imar rantında, kimisi mevki kapmada ,kimisi oğluna iş bulmada hep başarılı oldular .
Örneğin enflasyondan en kazançlı çıkan bunlardı.
Çünkü hep sağlam ata oynayıp hiç kaybetmediler…
İMAN İLE AHLAK …
Fakat birde şöyle bir durum var…
Son 15 yılım sadece cehaletimi, o da yüzeysel (komprime)olarak ortadan kaldıracak basit bilgiler elde etmekle geçti…
Ben ne ilahiyatçı ne imam hatipli ne diyanet personeliyim.
Fakat din felsefesini çok çalıştım.
Ha! Ne işine yarayacak, yaşadığın yer de bunların hiçbir karşılığı yok diyecek olanlar yerden göğe kadar çok haklılar .
Çünkü bana hiçbir yararı yok, içinde hedonist zevkler barındırmıyor.
Fakat çok değerli bilgiler .
Toplumun yararlı bulduğu şeyler ise (makam, mevki zenginlik, şöhret )değerli değildir.
Değerli olan sağladığı yarardan dolayı “değerli” değildir.
Bizzat kendinden o değeri alır .
Mesela Ahlaklı olmak değerlidir ama insan için yararlı değildir .
Örneğin siz siyaseten öyle bir mevkiye getiriliyorsunuz ki ne aldığınız maaş ne o etrafa saldığınız korku ne halkın size gösterdiği sahte sevgi hiç değerli değildir. Ama sizin için çok yararlıdır. Çocuklarınız için, eşiniz için çok yararlıdır .
Mesela seni düşünsel yolculuğa çıkartan, haddini bildirip cahil olduğunu kabul ettiren, tevazu, alçak gönüllülük, adaletli olmak ve ölümlü bir canlı olduğunuzu hatırlatan her eylem değerlidir..
***
Mantıksal zorunluluk olarak “iman” ile “ahlak” arasında çok yakın bir ilişki olması gerekli …
Bu zorunluluk eylemde gerçekleşmezse sadece önermesel bir söylem olur .
Yani iman etmiş bireyin yaptığı kötü işleri imanı engellemiyorsa ortaya tuhaf bir durum çıkmakta .
Vardığım sonuç eğer bireyin ahlakı bozuk ise ona imanı kötü işler yaptırıyor.
En azından imanı engellemiyor…
Ticareti, para kazanma hırsındaki harama bulaşması ,haksız mevkilere gelmesi ,kibir, küstahlık, elindeki sınırsız gücü kötülük için kullanması bunun kanıtı…
Bu yüzden ahlakı düzgün olmayan adamın “imanı” da yamuk durmakta .
Tarihsel olarak ve şu an yaşadığımız tecrübe- ampirik– kanıt olarak bunu bize gösteriyor .
Bunlar aynı zamanda kamuya mal olmuş şeyler yani benim öznel tespitlerim değil .
Özelikle para ,servet ,zenginlik konusunda ve siyaseten elde ettiği haksız mevkilerde inanılmaz hukuk hilelerine baş vurup kanunen haklıda geliyorlar .
Bunu imanı da onaylıyor .
Dinin haram saydığı servetteki hiçte makul olmayan artışı sadece banka faizine indirgeyerek işin içinde sıyrılıyorlar .
Anlatmak istediğim diğer partiler sanki bu pozisyonda çok masumlar ,onlar yapmazlar demek değil .
Eğer sisteminiz yoksa, denetleyici kurumlar görevini yapmıyorsa her partili insan bunu rahatlıkla yapar .
Yazıma konu olan ise bu dindar tipi.
Onlar “dini” söylemi Kuranı, ayeti ,elden bırakmayan tipoloji olduğu için herkes yapsa da sen yapmamalısın dediğim sınıf .
Bu tipoloji ahlaken berbat durumda ,makam, mevki, zenginlik ve tüm ilişkileri sınıf çıkarları ile uyumlu olan bu tipolojinin imanı da ona kötü işler yaptırıyor .
Taraftarı da kötülüğü ,zulmü, en azından susarak destekliyor…
Ona da imanı bu işi yaptırıyor .
Hukuk skandalları anlatılacak gibi değil .
Yıllarca hapis tutulan ve uyulması zorunlu olan AİHM ve Anayasa mahkemesi karalarına uyulmaması…
Rakibin siyaset dışı kalması nasıl suçlar icat edildiği ceza hukukçuları* tarafından her gün anlatılıyor
*-Prof. Dr. İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) hazırlayıcıları arasında yer alan bir ceza hukukçusu olarak; Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uymamasını, siyasi veya yargısal süreçlerdeki bilgi notu paylaşımlarını ve somut delile dayanmayan tutuklama kararlarını çeşitli raporlar, mektuplar ve bilimsel mütalaalarla eleştirmiştir. Eylül 2025’te, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Bahri Öztürk ve Prof. Dr. Adem Sözüer ile birlikte hazırladıkları 51 sayfalık bilimsel mütalaada; tutuklamaya esas alınan “kuvvetli suç şüphesinin” somut delillerle ortaya konmadığını ve kararların matbu gerekçelerden ibaret olduğunu vurgulayarak yapılan tutuklamaya itiraz etmişlerdir.
SONUÇ YERİNE ;Çok net fotoğrafı çekilen bu çirkinlikleri hala telin etmiyor ve savunuyorsanız ve hala inanıyorum diyorsanız…
“imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!”*
*Bakara 93 …
“…Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!”
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum