Abidin Uyar Yazdı; “Borsada ki soygun …”
Dilimde tüy bitti .
Devlet denilen hizmet teşkilatlanması İnanılmaz enstrümanlara sahiptir.
İnanılmaz kaynaklar ve emrinde dev bir bürokrasi sınıfı olan ve WEBERİN ifadesi ile meşru şiddet tekelini elinde bulunduran ve kullandığında meşru olan bir güçtür.
Hatta Hegel’in ifadesiyle Tanrın yeryüzünde yürüyen gölgesi devlettir .
Özetle devletin (buradaki devlet soyut bir kavramdır kast edilen manipülasyonu önleyecek birimler, kuruluşlar )yardım ve yataklığı veya ihmali, olmadan bu tip soygunlar asla gerçekleşemez.
Kokoreççi Rüstem efendinin, manav Hurşit’in köylü İsmail’in başaracağı işler değildir.
Biliyorum çoğunluk okuduğunda hiçbir şey anlamayacak .
Haklıdır .
Çoğunluk haklı olarak bilmez .
İşi değildir.
Mesleği değildir .
O sadece politik toplumun üyesidir .
Tuttuğu parti vardır sevdiği lider vardır .
Ölümüne savunur.
İkna edilmişliğinden değil .
Ya muhafazakâr veya milliyetçi olduğu için veya dindarlığı sebebi ile ya da sınıf çıkarları öyle olduğu için veya birçok sebepten olabilir.
Sonuçta o seçmen kısa vadeli çıkarlarına bakar .
Emekli maaşım arttı mı?
Beni ne zaman erken emekli edeceksin ?
Asgari ücreti kim en üst sınırdan verirse oyum onadır der.
Zeytinime, fındığıma, tütünüme kim taban fiyatını en yüksek verirse oyum onadır der…
Ve de çok haklıdır .
Çünkü ülkeyi soyan o değildir.
Madem soygun devam ediyor iş benim emekli maaşıma, asgari ücrete veya ürünüme taban fiyatı vermeye kaldığında mı vatan severliğiniz tutuyor ve iktisadi gerçekleri anlatıyorsunuz der .
***
Oysa borsadaki manipülasyonu en aptal adam dahi rahatlıkla anlayabilir .
Nasıl olurda SPK BBDK ve ilgili bakanlık anlayamaz.
Fakat öyle anlıyoruz ki anlayan bürokratlar var.
Ve bakın başına neler gelmiş…
Mehmet Ocaktan’ın verdiği bir örnek var .
“Galiba meselenin en can alıcı noktası tam da burası, zira MASAK Eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, “konuyu iki defa gündeme getirdiğimde ikisinde de gözaltına alındım” şeklinde açıklamada bulunmuştu. “Mehmet Ocaktan
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki otoriter ve totaliter iktidarlar hiçbir şeyi gizleyemiyor .
Koskoca Garanti Bankasının piyasa değeri 556,5 milyar lira; İş Bankası 355,14 milyar lira, Koç Holding 554,60 milyar lira olduğu aynı gün dandik bir şirketin piyasa değeri 734,67 milyar liralık (15 milyar dolar) piyasa değerine sahipti. Ki bir ara 25 milyar doların üzerine çıkmış bu şirket.(kaynak ismet Berkman )
Destek Faktoring’in patronu Altunç Kumova .
Tutuklanan isimlerden biri…
Peki Destek Faktoringi bu kadar itimatlı kılan ve elindeki hisse senetlerinin ve fonların piyasa değerlerinin bu kadar çok yüksek olmasının sebebi nasıl açıklanır?
İnsanlar nasıl akın akın bu hisleri kapış kapış alıyor.
Bilanço kârına bakınca en aptal adam bu nasıl olur diyor .
Üstelik Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçen yıl Kasım ayında “Borsada manipülasyona izin vermeyeceklerini” söylüyor ,ancak tedbir bu yıl ağustos ayı sonundaki SPK tebliğiyle geliyor .
Her gün yeni bir skandalla uyanıyoruz.
Peki ne oldu da bu olaylar bu gün açığa çıkıyor .
İşin ilginç yanı bu skandal olaylarda ihmali bulunanda da bu ikitdarın devlet aygıtları, ortaya çıkartanda aynı aktörler.
Yani iktidar falan değişmedi .
Faili meçhul cinayeti örtbas eden de bürokrat da aynı iktidarın bürokratı veya siyasetçisi ortaya çıkartanda aynı iktidarın enstrümanları .
Ha! Olan olduktan sonra operasyonlar falan başlıyor. Ancak atı alan Üsküdar’ı geçiyor tabi .
Vurgunun İsviçre bankalarına kaçtığı haberleri geliyor .
Yangın büyük .
Konu şu .
Bazı şirket hisseleri üzerinde yapay fiyat oluşturuldu.
Bu aslında büyük bir suç.
Çok basit şekilde izah etmeye çalışsam da okuyucuya çok ağır gelecek bir konu .
Hisse senedi ile fon arasındaki fark…
Hisse senedi aldığınızda o şirkete ortak olursunuz .
Yatırım fonu ise birden fazla yatırımcının tasarruflarının tek bir portföy altında toplanarak profesyonel portföy yöneticileri tarafından değerlendirilmesiyle oluşturulan kolektif yatırım yapısıdır.
Yatırımcılar fonun tamamına değil, fon portföyünü temsil eden katılma paylarına sahip olur.
İşte burada esas mesele küçük yatımcıya güven verecek onları ikna edecek yatırım şirketleri (ve önemli isimler )olması lazım ki yatırımcı bu fonları alsın .
KEREM ALKİN’E VERİLEN DEVLET GÖREVLERİ;
Akademisyen ve ekonomist kimliğinin yanı sıra üstlendiği bürokratik ve diplomatik görevlerle tanınan Prof. Dr. Kerem Alkin ise Türkiye’nin uluslararası alandaki önemli temsilcilerinden biri oldu. Ağabey Alkin 2017’de Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi üyesi oldu. Kısa bir süre sonra kardeşi Emre Alkin de aynı konseyde görev yaptı. 2021-2024 yılları arasında Türkiye’nin OECD nezdindeki Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi olarak görev yapan Alkin, daha önce Türkiye Varlık Fonu ve Halkbank yönetim kurullarında da yer aldı. Kerem Alkin, 7 Mayıs 2026 tarihinden bu yana Tera Yatırım Menkul Değerler’in Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor ve Sabah Gazetesi’nde de köşe yazıları yazıyordu.
Peki bu yatırım şirketleri nasıl ortaya çıkıyor ?
Dilimde tüy bitti.
Bir kez daha ifade edeyim, eğer devlet denilen devasa güce rağmen borsada inanılmaz manipülasyonlar oluyorsa buna göz yuman akıl veren, yardım ve yataklık yapan bürokrasi sınıfı ve siyasetçi olacaktır .
Yani evindeki soygun kilide rağmen oluyorsa suçlu evin içinde .
***
Kerim ROTA ve birçok ekonomist bu yapay fiyat oluşumuna göz yumuldu diyor .
“Finans uzmanı Kerim Rota, Bakan Şimşek’in açıklamaları öncesinde sermaye piyasalarındaki krizle ilgili 8 soru yöneltti. Şimşek’in Kasım 2025’te “Bazı fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz” sözlerini hatırlatan Rota, “Önlemler için neden 10 ay beklediniz?” diye sordu. Rota; SPK, BDDK ve MASAK’ ın adımlarından Katılımevim ile Birevim görüşmelerine ve Türkiye Varlık Fonu’nun olası piyasa müdahalelerine kadar birçok başlıkta açıklama istedi.”
Manipülasyon şöyle oluyor .
Bu soygunun gerçekleşmesinde izlene yol.
Fon yöneticileri, spekülatörler ve sosyal medya gruplarının ortaklığıyla, yatırımcıların birikimlerini yapay yöntemlerle sömürmek amacıyla gerçekleştiriyor.
Manipülatörler, öncelikle borsada işlem hacmi düşük, derinliği olmayan ve kolayca yönlendirilebilecek (sığ) şirketlerin hisselerini seçerler. Kurulan bu “fonlar” vasıtasıyla, piyasada dolaşımda olan az miktardaki hisseler yavaş yavaş toplanır.
Fonun elindeki nakit güç kullanılarak, seçilen sığ hisselerde sürekli ve yoğun alımlar yapılır. Bu süreçte manipülatörler kendi aralarında veya farklı hesaplar üzerinden kendinden kendine işlem ve iptal niyetiyle sahte emir girme yöntemlerini kullanırlar.
Hissenin fiyatı temel hiçbir ekonomik gerekçe veya finansal başarı olmaksızın tavan serileriyle fahiş fiyatlara ulaştırılır.
Fiyat yükselirken devreye sosyal medya fenomenleri,
Telegram grupları ve sahte analistler sokulur.
Fonun geçmişe dönük yapay “yüksek getirisi” göz boyamak için kullanılır. Yatırımcılara uydurma şirket hikayeleri anlatılarak ve “Bu fon çok kazandırıyor, kaçırmayın” algısı yaratılarak içeriye sürekli yeni küçük yatırımcı çekilir.
Hisselerin fiyatı zirveye ulaştığında ve fona yeterince yeni kurban çekildiğinde manipülatörler ani bir kararla ellerindeki devasa hisse bloklarını satmaya başlarlar. Fiyatlar çakıldıkça
- Fonun getirileri hızla eksiye düşer.
- Panikleyen yatırımcılar fondan çıkmak ister ancak sığ hisselerde alıcı bulunamadığı için fonlar nakde dönemez (likidite krizi).
- Sonuç olarak fon çöker, manipülatörler parayı vurup kaçarken küçük yatırımcının birikimleri sıfırlanma noktasına gelir
SONUÇ YERİNE :Her zaman böyle olmuştur denilebilir.
Fakat benim hayret ve şaşkınlıkla izlediğim öyle insanlar öyle görevlere getirilmiş ki “Kümesi tilkiye emanet etmek” gibi bir şey !
Kaht-ı rical hali mi ?
Adam kıtlığı mı vardı ?
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum